|
Kamyon Sürücüsü
- Kamyon sürücüsü 'dikkat, alçak köprü' ikaz
- levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti.
- Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada
- sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu
- oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi.
- Kurtarıcı işine başlarken polis de gözleri
- sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze
- girmiş olmak için sordu:
- - Köprüye sıkıştınız, he?
- Sürücü canı burnunda homurdandı:
- - Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.
|
|
Deli ve salak arasındaki fark
Arabanın lastiği tam akıl hastanesinin önünde patlar.
Adam arabayı kenara zor yanaştırır.
Sonraki işlem malum...Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi değil, Bijonlar görünmüyor bile.
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri akıl hastanesinin demir parmaklıklı penceresinden
izleyen bir deli, seslenir;
- Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
- Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
- Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3
bijonlu olsun.
Seni, 1 lastikçiye kadar idare eder.
Adam hemen denileni yapar.
Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
- Senin ne işin var tımarhanede?
Cevap müthiştir....
- Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil...!
|
Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir;
-Ağam akşam rüyamda seni gördüm
-Hayırdır len nasıl gördün?
-İkimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk.
-Eeee
-Sonra uçak arıza yaptı ve düştü.
-Hayırdır inşallah,ne oldu sonra?
-Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düştün.
-Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım rüyada bile belli olmuş.
-Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik.
|
-
Temel bu!
-
- Japon' un biri,
Rize'de bir kahveye girmis ve, herkese kafa tutmuş :
- - 'Var mı ? Aranızda
delikanlı ? Varsa ? Çıksın dışarı...'
- TEMEL kapıya doğru
yürümüş,
- - 'Çıkıyorum ulan !
Görelim bakalım erkekliğini...'
- Birkaç dakika sonra,
TEMEL ağzı-burnu dağılmış bir vaziyette, kahveye geri dönmüş...
Peşinden de, JAPON kasılarak içeri girmiş ve kahvedekilere TEMEL'i
göstererek :
- - 'Ona, 'Toyokumi'
ustanın, 'Katakori' tekniğiyle vurdum.'
- Ertesi gün JAPON yine
gelmiş. Yine meydan okuma. Yine TEMEL' den rest. Ve birkaç dakika
sonra kapıda yine, ağzı-burnu dağılmış bir TEMEL. Ve peşinden
kasılarak yaptığı oyunu açıklayan JAPON :
- - 'Ona, 'Kuyotomi'
ustanın, 'Kihotomi' tekniğiyle vurdum.'
- Ertesi gün yine aynı
hikaye. Dayak yemekten ayakta duramaz hale gelmiş TEMEL ve hergün
değişik bir stil kullanan JAPON :
- - 'Ona, 'Toyohama'
ustanın, 'Kimanto' tekniğiyle vurdum.'
- - 'Ona, 'Tiyotoki'
ustanın, 'Kohimato' tekniğiyle vurdum.'
- ........... derken, Bu
böyle bir hafta devam etmiş. Ve sekizinci gün ! JAPON yine kahveye
gelip, yine herkese kafa tutmuş. JAPON' un restini gören yine TEMEL
olmuş tabii... Birkaç dakika sonra, herkes yine suratı dağılmış bir
TEMEL beklerken, Bu kez JAPON, ağız-burun dağılmış, hoşaf! Kanlar
içinde kapı da belirmiş ? ? ? TEMEL de hemen arkasından girmiş
içeriye, JAPON' u göstererek :
- - 'Ona, 'Toyota' nın
'Krikosuyla' vurdum' demiş...
-
|
-
POZİTİF HABER
-
Adam, kısa bir süre önce ayrıldığı evine telefon açar, bahçıvana
sorar: 'Nasıl her şey yolunda mı?' - Yolunda. Yalnız, küreğin sapı kırıldı onu tamir etmeye çalışıyorum.
- Neden kırıldı? - Köpeğinize mezar kazarken, zorlamışım, bu yüzden kırıldı. - Nee! Köpeğim öldü mü? - Havuza düştü öldü. - Benim köpeğim çok iyi yüzerdi; nasıl havuzda olur?
- Ama havuzun suyu boşalmıştı, betona çakıldı; bu yüzden hayatini kaybetti.
- Daha havuzu yeni doldurtmuştum. Neden boşalttınız? - Biz değil itfaiyeciler boşalttı. Çünkü evdeki yangını söndürmek için ilâve
suya ihtiyaç duydular. - Evde yangın mi çıktı? - Evet efendim. Annenizin vefati dolayısıyla çok sayıda insan geldi. Bir
sigara izmaritinden kâğıtlar, ardından da perde tutuşmuş O kalabalıkta
farkına varamadık. - Annem nasıl öldü? Sapasağlamdı. - Haklisiniz. Biz de şaşırdık ama, sizin yatak odanıza bir şey bakmaya
girmiş. Yatakta karınızla en yakin arkadaşınızı görünce kalbine inmiş. - Yahu hiç pozitif bir haber yok mu? Bunaldım.
- Olmaz olur mu? Var. Gecen gün siz AIDS testi yaptırmıştınız ya.. İste onun
neticesi pozitif çıktı.
-
|
|
KARNE
Karne günüydü.Küçük oğlan okuldan döndü.Annesi :
-Karnen nerede?diye sordu.
Çocuk güldü :
-Arkadaşıma ödünç verdim.Babasını korkutacak... |
| ÇOBANIN KÖPEĞİ
Adamın biri
şehir dışında yürürken, koca bir koyun sürüsünü güden bir çobana rastlamış,
demiş ki çobana
-Seninle bir iddiaya girelim. Ben sürüde kaç koyun olduğunu bilirsem bana
bir koyun vereceksin. Eger bilemezsem ben sana 100 milyon vereceğim.
Düşünmüş çoban, sürü çok kalabalık...
-Tamam! demiş. Söyle bakalım kaç koyun var?
-973! demiş adam. Bunun üzerine çoban :
-Ben sözümün eriyim. Sürüden bir koyun alabilirsin. Adam bir koyun alıp
yürümeye başlamışken, çoban seslenmiş arkasından :
-Heyyy, baksana! Sana bir önerim var.
-Neymiş?
-Şimdi ben senin mesleğini tahmin edeyim. Eğer bilemezsem sana iki koyun.
Ama bilirsem, aldığını bırakacaksın, tamam mı? Bu kez adam düşünmüş,
düşünmüş...
-Tamam! demiş. Söyle bakalım nedir benim mesleğim?
-Sen ya ekonomist ya da resmi danışmansın. Adam şaşırmış.
-Doğru yav. Ama söyle, nasıl bildin bunu? Adam :
-Söyleyeceğim. Söyleceğim de, önce köpeğimi yere bırak!, demiş. |
| KUYRUK
Adamın
biri sabah evden ise giderken ilginç bir cenaze kafilesi fark eder. En önde
yürüyen köpekli bir adam. Arkasında bir tabut ve onun 10 metre arkasında bir
başka tabut. Bunları takip eden, tek sıra olmuş 200'den fazla adam.
Meraklanır. Kafilenin başındaki köpekli adam hiç kuşku yok ki cenazenin
sahibidir. Yanına yaklaşır ve sorar:
-Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz
oluyor?
Adam yanıtlar:
-Öndeki karım, arkadaki de kayınvalidem.
-Vah vah, başınız sağ olsun. Nasıl oldu?
-Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş.
Köpek onu da öldürmüş.
Adam biraz düşündükten sonra sorar:
-Beyefendi, köpeğinizi ödünç alabilir miyim?
-Sıraya geç!
|
ASMAK
Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel
kendini belinden ağaca asmış halde duruyor.Hemen gidip ipi ağaçtan
çözer.Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar :
-Ha sen ne yapayudun öyle?
-Hiç kendimi asaydum...
-Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi.
Temel üzgün ve çaresiz bir halde komşusu Dursun`a baktıktan sonra cevap
verir :
-Ben de öyle yapmişudum.Ama ipu poynima takınca nefes alamiyrum.
|
SON
SAAT
Doktor adama topu topu 12 saat ömrü kaldığını söylemiş.
Adam eve gelmiş durumu karısına anlatmış :
-Bu gece gel gidip eğlenelim, sabaha kadar dans edelim...
-Tabii sana göre hava hoş, demiş kadın.
-Nasıl olsa sabah senin kalkma mecburiyetin yok... |
|
CAN SIKINTISI
Sol gözü takma olan adam otobüse binmişti.Otobüs kalabalık hava sıcaktı.Bir
süre sonra sıcaktan bunalan, terleyen ve canı sıkılan adam, takma gözünü
çıkardı, havaya atıp tutmaya başladı. Durumun biraz sonra farkına varan
yanında oturanlar dehşetle irkildiler:
-Ne oluyor yahu!...
Adam gayet sakin gözü atıp tutmaya devam ederek cevap verdi :
-Hiç, burada canım sıkıldı da ön taraflarda yer var mı diye bakıyordum!... |
DOKTORUN İYİSİ
Kadının beşinci kocası ağır hastalanmış.Adam korkunç ağrılar içinde
kıvranırken kadın telaşla söylenmiş :
-Hemen gidip bir doktor çağırayım!
Kocası :
-İyii ama, demiş, bari doğru dürüst bir doktor çağır.İyi bir doktor
olduğundan emin misin?
Kadın :
-Emin olmaz olur muyum, demiş.Ölen kocamı da aynı doktor tedavi etmişti!...
|
NE BİLSİN ?
Yan yana iki villannın ilkokul birinci sınıfa giden biri kız, diğeri erkek
iki çocuğu, kendi aralarında konuşuyorlardı :
-Büyüyünce benimle evlenirmisin?
-Hayır evlenmem!Bizim ailede akrabalar hep kendi aralarında
evleniyorlar.Baksana, annem babamla evli, büyükannem, büyükbabamla
...Teyzemle eniştemle!... |
EVCİL HAYVANLAR
Öğretmen :
-Evcil hayvanların başlıcalarını say bakalım!
Çocuk biraz düşündükten sonra cevap verdi :
-Kedi, köpek, fare, tahtakurusu, pire, sinek! |
|
Ramazan Fıkrası
Tilki ormanda gezmektedir. bir agacin dalinda asili bir geyik
budu
görür.
Açtir ama süphelenir; kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak. Geyik
budu bir iple bombaya baglidir Epeyce uzaga gider ve basini kollarinin
üzerine koyarak yatar biraz sonra kurt gelir,
budu ve yatan tilkiyi görür. tilkiye sorar
- Napiyorsun dostum? .. Tilki cevap verir
- Hiç... yatiyorum...
- Burada bir bud var - Evet var
- Neden yemedin? Tilki sakince cevap verir
-BU GÜN ORUCUM Kurt kendinden emin
- Ben yiyeyim o zaman Tilki
- Buyur afiyet olsun... der. Kurt geyik buda uzanir uzanmaz bir patlama
ortalik toz duman ..
Kurt yarali hareketsiz 10 metre uzakta perisan halde yatarken tilki sakince
budu yemeye baslar.
Bunu
gören kurt
-"LAN SEREFSIZ HANI ORUÇTUN?!!" TILKI PISKIN PISKIN
- Biraz önce top patladi, duymadin mi....?
|
FARE ÖYKÜSÜ
Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir
paketi açtıklarını gördü. Kendi kendine:
İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.
Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı
Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye bağırarak telaşla
bahçeye fırladı.
Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını
kaldırdı ve gıdakladı:
"Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük
kapanın" dedi.
Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve,
"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye adeta çırpındı.
Domuz anlayışla karşıladı ama, "Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka
yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol" dedi.
Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve , "Evde bir fare kapanı var, evde
bir fare kapanı var!" dedi.
İnek ; Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor.dedi.
Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile
bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam
yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses
duyuldu.Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanınından geliyordu.
Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve
mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını
fark edememişti.
Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını
ısırdı.
Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehiri temizledi sardı.
Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü
düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.
Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de
bıçağını alıp bahçeye koştu.
Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının
hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi
domuzunu kesti.
Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi.
Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.
Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği
mezbahaya yolladı. Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden
izledi.
Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise
hepimizin aynı tehlikede olabileceğini hatırlayalım.
Hepimiz yaşam denilen bu yolculukta yer
alıyoruz. Diğerimiz için bir gözümüzü açık tutmalı ve diğerlerini
cesaretlendirmek için çaba harcamalıyız.
|
|
YENI DOGMUS BEBEGIN GUNLUGU...
Siz bebekken neler demiştiniz
1. gün
Böylesi kötü bir başlangıç beklemiyordum. oha hortumumu bile kesmişler! meme
diye, süt diye bir şey varmış. Nerden nasıl bulunur bu ya? hayattan daha 1.
günden soğutacaklar beni.
2. gün
Meme buldum ama bundan süt gelmiyor, emiyorum allah emiyorum, tık yok, süt
başka yerde mi? neyse biraz daha emdim geldi, fazla abanınca meme sahibi
kişilik bağırdı, ne bağırıyosun açım ben! Çok yalnızım be sözlük. Hayır bişi
değil içerdeyken de yalnızdım ama yediğim önümde yemediğim arkamdaydı en
azından, bak yine aklıma geldi, hortumu bile kestiler yaa! uykum geldi yine.
zzzzz!
3. gün
Memeyi sevdim, bu dünyadaki tek dostlarım bu iki meme. iyi ki varsınız.
4. gün
Bugün bir sürü olaylar oldu, gürültü yaptılar, başka bir yerlere gittik
galiba. memeden ayrılınca bağrıyorum geri geliyor, sonra uyuyorum, uyanıyorum
bir bakıyorum meme yok, neyse ama tekrar bağrınca geri geliyor nasılsa. s.çmak
da zevkliymiş be, eskiden yapamıyordum.
5. gün
Bugün 15 kez kaka yaptım, rekorumu geliştirmeliyim. Dikkat ettim de her
yaptığımda temizliyorlar, bunu sevdim. Dikkatimi çeken bir noktada şu ki, amma
koca kafalıyım be arkadaş, ağır mı ağır tutamıyorum şerefsizim, pat o yana,
pat bu yana, dikkat etseler bari de çatlatmasak daha ilk günden.
6. gün
Avucuma ne verseler hemen tutuyorum, tik gibi birşey, maalesef farkettiler,
herkes parmağını veriyor avucuma, mecburen tutuyorum, alemin maymunu oldum iyi
mi? bu arada ne çok uyuyorum ya arkadaş, atamadım şu yorgunluğu, daha çok süt
içeyim en iyisi. hayır içtikçe de yoruluyorum o da ayrı, nerde o eski günler,
hortumdan geliyordu ne güzel, şimdi em
allah em, bak yine aklıma geldi, şerefsizler kesti hortumu yaa.
7. gün
Bugün solaryuma girdim, sarılık mı ne ondanmış. yine uykum geldi.
8. gün
Biraz daha iyi hissetim kendimi, daha çok süt içiyorum artık. kaka yapma işini
de tam alt açma anına denk getiriyorum ki etraf pislensin, eziyet olsun.
naapayım ama alt açıkken daha rahat roketleyebiliyorum. Kaka yaparken başka
birşey daha yapıyorum galiba, anlamaya çalışacağım bakalım.
9. gün
Çok fena hıçkırık tutuyor, geçsin diye nefesimi tutayım dedim onu da
beceremedim, neyse ki süt içince geçiyor. bu süt her derde devaymış, bugün
bunu gördüm.
10. gün
Sütten başka birşeyler verdiler, var ya, yeter artık be, tam alışıyordum yine
dayadılar başka birşey, hayret bişi ya, vitaminmiyiş neymiş. Bu arada dün
gördüğüm lavuk gündüzleri piyasada yok akşamları geliyor sadece, hadi bakalım
hayırlısı.
11. gün
Al işte, başladı yine bir arıza. sütten sonra çok feci karnım ağrıyor, böyle
gaz gibi bişi, eğilip bükülüyorum, binbir şekle giriyorum çıkaracağım diye.
sırtımı falan sıvazlayın bari be kardeşim.
12. gün
Bütün gün gazdan kıvrandım arkadaş ya, bela oldu başıma, yaygarayı bastım ben
de. uyutmadım, diktim bunları da hazır asker. Sonra bir saldım ki evlere
şenlik, akabinde uyudum hemen gerisini hatırlamıyorum
13. gün
Annemin suratına s.çtım. tamam utandım biraz da insan bebeği g.tünden öper mi
yaa. ayıp oldu di mi? naapıyım abi, neyse fazla kızmadı herhalde.
14. gün
Anneme kırmızı renkli bir şeyler içiriyorlar, o zaman süt daha bi randımanlı
oluyor sanki, böyle tadı da hoşuma gidiyor, şunlara bir rating aleti taksalar
da hangisini sevip hangisini sevmediğimi söyleyebilsem.
15. gün
Topuktan kan alıp duruyorlar, metin olayım çok ağlamayayım diyorum ama canım
yandı be arkadaş, hayır ondan sonra da hemen süt verince sakinliyorum,
kızgınlığım geçiyor, ağız tadıyla asabiyet yaptırmıyorlar, şu memelere karşı
biraz daha dikbaşlı durabilsem.
16. gün
Şu memeleri çok sevdiğimi bir kez daha anladım, çok seviyorum onları, onlardan
ayrılınca içimi bir huzursuzluk kaplıyor, en iyisi onlardan uzaklaştığım anda
yaygarayı basayım ben. bugün benden biraz büyük biri geldi yanıma, sevme
amaçlı olsa gerek bir geçirdi başım dönüyo hala. sonradan öğrendim kuzenmiş,
neyse yazdım kenara intikam alınacak.
17. gün
Etrafı daha net seçer oldum, ama el ve ayak koordinasyonu hala zayıf, memeyi
kavrayabiliyorum ancak. bir de bu eller ve ayaklar bana mı ait tam olarak emin
değilim, sallıyorum öyle, zevkli birşey. yüze ve gözlere dikkat etmem lazım
ama, tırnaklar tehlikeli. diğer yandan annem bugün onları kesmeye çalıştı ama
huysuzluk ettim, etmeseydim daha iyi olacaktı galiba, bak çizdik tam gözün
altını yine.
18. gün
Elime torbalar taktılar, kafaya çarpınca artık acıtmıyor, yara bere de
yapmıyor. sanırım onlar da beni seviyor, iyiliğimi düşünüyorlar. Aslında hala
çıktığım yeri özlüyorum, geri girme imkanım olmaz mı acaba?
19. gun
Nihayet o adamin neden eve sadece akşamlari geldigini anladim megerse bana ve
anneme bakmak icin gunduz calişiyomuş. Aferin gozume girdi şimdi bak!..
20. gün
Tabii ya, annemin karnındayken de duyuyordum o adamın sesini sık sık. Ona da
ilgi alaka gösterdim, bağırdığımda bazen o alıyor beni kucağına, meme vardır
diye saldırdım ama vermedi.
|
|
SÜPER BENZİN
İki deli, yolda giderken bir
direksiyon bulunca çok sevindiler. O sevinçle "saatte 160'la" uzunca bir
süre yol aldıktan sonra benzincinin önünde durdular. "Arabayı süren":
- Onbin liralık, dedi, süper olsun.
Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra:
- Gidin işinize be! diye bağırdı, sizin civatalarınız gevşek!
İkincisi, "araba kullanana" döndü:
- Gördün mü! Araba masraf kapısı açtı bile! |
KARAKOLDA
- Komiserim, izin verirseniz evimizi soyan hırsızla bir noktayı görüşmek
istiyorum.
- Neymiş o?
- Karımın yatak odasından geçtiği halde karım uyanmamış. Bunu nasıl
yaptığını bana da öğretmesini rica edeceğim.
|
|
KEKEME
Hayvan sever bir kekeme bir gun Topagacinda yururken yolun ortasinda bir at
olusu gorur ve hemen karakola telefon eder. Polise
- bbuuuuuurrrrddaaa biiiiirrrr aaattt ollluussuu vaaaaarrrr der polis nerede
diye sorar.
Kekeme anlatmaya calisir.
-Tooooooppp
polis "Topkapida mi?" der
-Haaaayyyiiiiiirrr
polis sinirlenerek telefonu kapatir. 5 dakika sonra kekeme tekrar arar ve:
-bbuuuuuurrrrddaaa biiiiirrrr aaattt ollluussuu vaaaaarrrr der
polis tekrar nerede diye sorar. kekeme:
-Toooooooopp diye baslar. Polis yine sinirlenerek telefonu kapatir. Kekeme
bir saat boyunca her bes dakikada bir arar ayni seyleri soyler ve sonunda
polis telefonu kapatir. Aradan 2 saat
gecer ve bu sure icinde kekeme hic aramaz, Polis tam kurtuldum diye
dusunurken kekeme tekrar arar ve
- bbuuuuuurrrrddaaa biiiiirrrr aaattt ollluussuu vaaaaarrrr der.
polis tekrar sorar nerede Topkapida mi?
Kekeme soyle der;
Ooorrrraaaaayyyyyyaa ggooooootttuuuuurrrddduuummm! |
YARIŞ ATI
Kocasının ceplerini karıştırırken bir kağıt parçası buldu. Üzerinde "Leyla"
yazıyordu, bir de telefon numarası vardı. Akşam, kağıdı göstererek sordu:
- Bu kimin numarası?
- Aa, bilmiyor musun, ünlü yarış atı bu. Bu hafta ona oynadım.
On gün sonra koca eve dönünce, karısı:
- O ünlü yarış atı var ya, işte o aradı seni. |
PADİŞAH VE GAYSERİLİ...
Padişahın biri,
- Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!
demiş.
Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
- Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
- Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, Arslan da kuzu kadar minik bir
yavru. Kaptı mı götürür tabii!..
- Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..
- Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da
pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur
tabii!..
- Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!
- Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını
dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu
yalandır dedirtememiş.
Ama bir gün bir Kayserili gelmiş;
- Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın.
Şimdi geri almaya geldim.
Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..
|
|
Temel, Şımarık Amerikalıya Kapağı Takıyor
Temel İstanbul boğazında
tekneyle turist gezdiriyormuş. Bir gün bir Amerikalıyı almış, başlamışlar
tura. Adam bir saray görüp sormuş:
- Bu ne kadar zamanda yapıldı?
Temel: 10 yılda demiş.
Adam: Yazık, bizde olsa 5 yılda biterdi.
Derken bir cami görüp sormuş:
- Bu ne kadar zamanda yapıldı?
Temel: 5 yılda demiş.
Adam tekrar: Yazık, bizde olsa 2 yılda biterdi demiş.
Temel sinirlenmeye başlamış. Bir tarihi yapı daha görmüşler, turist tekrar
sormus,
Temel: 2 yılda demiş.
Adam: Vah vah! bizde olsa 1 yılda biterdi
demiş. Derken tam o sırada Boğaz Köprüsü`nün altına gelmişler. Amerikalı
köprüyü göstererek tekrar sormus:
- Peki bu ne kadar zamanda yapıldı?.
İyice sinirlenen Temel cevabı yapıştırmış:
- Hangisi? Bu mu? Bilmem, vallaha dün burada yoktu!!!...
|
|
Karınca ve Ağustos Böceği
Karınca yaz boyunca çalışırken ağustos böceği saz
çalmış. Bilirsiniz hikayeyi. Tabi kış gelmiş, karınca
sıcacık evinde afiyet içinde yaşıyorken bir gün
kapısı çalmış.
Bakmış ağustos böceği.
"Tamam" demiş,
"Yaz boyunca saz çaldın şimdi aç kaldın ve benden
yemek istemeye geldin değil mi ? Saz çalacağına biraz
çalışmış olsaydın böyle aç
kalmazdın işte..."
Ağustos böceği de
"Yoo, yanlış anladın." demiş.
"Biz yaz boyunca saz çalınca, ayıptır söylemesi
biraz para yaptık da . Hatta meşhur da oldum, şimdi
Avrupa turnesine çıkıyorum. Belki oralardan istediğin
bir şeyler vardır, diye sormaya geldim" demiş.
Karınca bir bakmış ağustos böceğinin hiç öyle aç
bir hali yok. Üzerinde bir kürk var, arkada da kocaman bir
limuzin, önünde şoförü ile onu bekliyor.
"Yok, bir şey istemiyorum" demiş, "
"Ama Fransa'ya uğrayacaksın değil mi?"
-"Evet.."
-"İyi o zaman, demiş karınca, Paris'e gidince
orada La Fontaine diye biri var, ona söyle "Onun
sülalesinisi........!!.."
|
|
PARDON
Kadının biri alış veriş için gezerken yanına Azrail gelmiş kadına senin kırk
yıl ömrün kaldı, o zamana kadar istediğin gibi yaşa demiş. Kadın bunu duyar
duymaz hemen güzellik salonuna gitmiş. Orda manikür-pedikür, saçını
kestirmiş boyatmış. Hemen estetik ameliyatı için doktora gitmiş, burnunu
düzelttirip yüzünü gerdirmiş sonra aynaya bakmış ve çok değişmiş ve çok
güzelleşmiş olduğunu görmüş. Eve dönmek için çıkmış, yolun karşısına
geçerken bir kamyon ona çarpmış ve oracıkta ölmüş. Azrail kadının yanına
gelmiş, kadın hemen “benim 40 yıl ömrüm daha vardı” deyince Azrail ayyyyy
pardon sizi tanıyamadım demiş.......
|
|
İKİNCİ
LİSAN
Fare bir peynir kokusu duyup, kafasını dışarı uzatmıştı. Fakat bunun kedinin
bir tuzağı olabileceğini düşünüp dışarı çıkmadı. Bekledi ve biraz sonra
"miyav" diye bir ses duydu. Ertesi gün de peynir kokusunu aldı ve "miyav"
sesini duydu, yerinden çıkmadı. Sonraki gün "havhav" diye bir ses duydu ve
kedinin ortalarda olmadığını anlayarak dışarı çıktı. Çıkmasıyla pençe yemesi
bir oldu. Kedinin tuzağına düşmüştü. Kedi yerde baygın yatan fareyi
yanındaki yavrusuna gösterip izahat verdi.. "Bak yavrum, sana dememiş
miydim, ikinci lisan gibisi yok diye.."
|
ROMAN
Temel kırtasiye`ye girmiş, tezgahtara :
-Pana pir roman lazum, demiş.
Tezgahtarı sormuş :
-Efendim ağır mı olsun hafif mi?
Temel :
-Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur. |
|
PAZAR
Temel kamyon şoförü olmustur.Bir gun rampa aşaği hizla giderken freni
patlar.Yol ilerde ikiye ayrilmaktadir.Bir tarafta pazar kuruludur diger
tarafta ise sadece bir cocuk vardir.Temel pazar yerine girip bir katliam
yapmaktansa sadece çocuğun üstüne gitmeyi ister. Ertesi gün gazetelerde şu
menşetler vardir.`Pazarda katliam`, `Temel 15 kisiyi öldürdü`.Gazeteciler
Temel`e nicin çocuğun üstüne gitmeyipte pazar yerine girdigini sorarlar.
Temel` de cevap verir `Bende çocuğun üstüne gittim ama çocuk
son anda pazara kacti` der.
|
|
PAPAĞAN Adamın
biri Kadıköy'de gezerken birinin papağan sattığını görmüş.
-Evladım bunlar konuşur mu?, demiş.
-Tabi amcacığım, demiş.
-Bir tane bana ver, demiş. Ne kadar? Satıcı :
-Üç milyon, demiş. Adam almış eve getirmiş masanın üzerine koymuş. Bakıyım
demiş papağandan ses yok. Defalarca tekrarlamış ses yok kızmış ve tüylerini
çekerek :
-Amca de bakıyım! Papağandan yine ses yok. Masa tüy dolmuş papağan
konuşmamış. Sinirlenip bunu tuttuğu gibi kümese atmış.
Ertesi gün yumurta için kümese gittiğinde ne görsün her yer tüy.
Tilki diye yavaş yavaş ilerlemiş bide bakmış ki papağan tavukların tüylerini
gagasıyla çekerek tavuklara :
-Amca de bakıyım,Amca de bakıyım diyor. |
YüZME YARIŞI
Istanbulda özürlüler için açılan bir olimpiyat salonunda, yüzme yarışları
yapılmaktadır. Yüzücüler yerlerini alırlar. 1. Kulvarda bacağından sakat bir
yüzücü, 2. Kulvarda kolundan sakat biri vs vs. 10. kulvarda ise Temeli
getirirler, Temel sırf "Kafa" dan oluşmakta:
Sonra yarışma başlamış tüm sporcular kulvara çıkmışlar,bizim temelin
kafasınıda koymuşlar kulvara.Start verilmiş tüm sporcular havuza atlamış.
Neyse oradan biri de temelin kafayı sallamış havuza. Herkes finishe doğru
giderken bizim temelin kafa dibe doğru gidiyormuş. Yarışma bitmiş görevliler
temelin kafayı çıkartmışlar "hani 1. olcakdın" demişler.
Temel "Ya hiç sormayın, olacaktım ama kulağıma kramp girdi" demiş. |
|
MONOLOG
Arkadaşı Karadenizliye sormuş:
-Yalnızken kendi kendine konuşma huyun var mıdır?
-Ben kendi kendime konuşmam, demiş karadenizli.Adamı gözümün önüne
getiririm, öyle konuşurum. |
|
SIGORTACI
ASKERDE
"Müşteriye neyi nasıl anlattığınız çok
önemli"
Sigortacının biri orduya gider. Askerler içtimadadır.Başlar anlatmaya:
-"Ben size sigorta satmaya geldim. Sigorta olmayanlar savaşa gittiğinde
beynine bir kurşun yerse, ailesi hiç para alamaz; sigortalı olanların
ailesine ise, devlet yüklü bir para öder.
Şimdi kimler sigorta yaptırmak istiyor?"
Kimseden ses çıkmaz.
İki kez daha anlatır ama yine ses çıkmaz.
Sigortacı gitmek üzereyken kıdemli bir Başçavuş gelir ve:
-"Bir de ben anlatayım, ben bunların dilini konuşurum" der ve askerlere
seslenir:
-"Beyler, şimdi sigorta olup da beynine kurşun yiyenlere devletin ne kadar
para ödeyeceğini duydunuz mu?"
-Duyduk" der herkes.
-"Şimdi siz hesap edin. Bundan sonra ilk çıkacak savaşta devlet, savaşa
sigorta olanları mı, sigortasız olanları mı sürer?"
|
|
Amerikan yılın fıkrası
Amerika'da adamin biri
isine giderken birden anormal
bir trafigin içine düser, ama trafik bir milimetre bile
kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra arabasının yan camına
birisinin tıkladıgını görür ve camını açar.
-Ne var, ne olmus acaba ???
-Teröristler Bush'u yakaladılar.... Eger 1 Milyar dolar
verilmezse,üzerine benzin döküp yakacaklarmıs.
Haa simdi anladım bu trafigi...
Yaa iste onun için herkesten biraz yardım topluyoruz.
Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak ?
Valla yaklasık olarak 5'er litre...!!!
|
|
MUHASEBECİ ARANIYOR
Konu : Muhasebeci Farkı
Muhasebeci Farkı Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist
aynı işe baş
vururlar.
Mülakatı yapan kişi matematikçiye sorar: "İki kere iki kaç eder?"
Matematikçi cevap verir: "Dört!" Görüşmeci sorar: "Kesin dört mü?"
Matematikçi kendinden emin cevaplar: "Evet, kesin dört!"
Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Aynı soru ekonomiste
yöneltilir. Ekonomist yanıtlar: "Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağı veya
yukarı oynayabilir, ama ortalama dört eder."
Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, tabii yine aynı soru.
Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve
görüşmeciye yaklaşarak sorar: "Kaç etsin istersiniz", der ve işe alınır.
|
|
Kaybetmemek
Franklin, bir çocuğa bir elma
vermiş.
Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş.
Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince;
çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince,
çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş,
sonuncusunu düşürmüş yere...
Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.
Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra,
onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
"Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"
|
|
SİBİRYA DA CENAZE
Sibirya'nın köylerinden
birinde cenaze mezarlığa
götürülüyormuş.Mısır tarlasının ortasında tabut köylülerin
ellerinden düşüvermiş.Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış.
Akıntı, cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş.
Balıkçılar "Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük"
diye endişeye kapılarak cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar.
Nöbetçi
er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine
tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset hastaneye
kaldırılmış.
Operasyon altı saat sürmüş. Ameliyattan çıkan doktor alnından akan
terleri silmiş ve "çok zor oldu ama galiba yaşayacak" demiş.
|
|
BİR BİLGİSAYARCININ SON SÖZLERİ VE ÖLÜM
ŞEKİLLERİ
* Aaa bu düğme ne ? (3
saat tir yazı yazan arkadaşının bilgisayar düğmesine basması)
* Harddiskini fortlamıştım . İçinde önemli bişey varmıydı.?
* Abi, diskinin yedek dizinini sildim iyi etmişmiyim.?
ÖLÜM ŞEKİLLERİ
* Kravatını yazıcıya kaptırıp, boğularak,
* Çok oturmaktan felç yada basur olarak,
* Sinir krizinden, (beyindeki IRQ çakışması sonucu)
* Nasa nın gizli kayıtları incelerken içeri giren CIA ajanları tarafından,
* Windows un yüklenmesini beklerken ihtiyar layarak,
* Oyun oynarken nefes almayı unutarak,
* Programcı arkadaşının bilgisayarını habersiz kapatmaktan.
|
|
KARIŞIK
Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir
komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu:
- Bu eşekle nereye gidiyorsun?
- Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden
ayıramıyor musun?
Komşu aldırışsız:
- Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun? |
|
DAMDA
Yangın
çıkmıştı. Üst katta kalan adamı kurtarmanın olanağı yoktu. Temel olay yerine
geldi, şöyle bir bakındıktan sonra:
- Uzun bir urgan ceturun baa, dedi. Kurtaracağimdur oni...
Urgan geldi. Temel düğümleyip yukardaki adama atarken seslendi:
- Beline sıkı sıkı bağlayasun bu urgani!
İp bağlandı, Temel çekti. Adam düşüp parça parça oldu.
- Ne yaptın yahu sen? dediler.
- Bir kerem bir adamun birinu pöyle iple kurtarmiştum. Amma damda miydu, kuyuda
mu? İşte bunu akluma cetüremeyrum!
|
|
SARHOŞ
Adamin biri bir gün
meyhaneden çikmis tabii kafasida iyi. Yolda bir ayagi kaldirimda bir ayagida
yolda yürüyormus. Baska biri bunu görüp yanina yaklasmis. Ve de merakini
gizleyemeden sormus.
-Ya hemserim , niye
bir ayagin asfaltta bir ayagin kaldirimda yürüyorsun? Bir yerde yürüsene? demis.
Adamda ona:
-Allah razi olsun
hemserim sana. Ben de ne zaman topal oldum diye düşünüyordum.
|
|
MİSAFİR
Adamın biri
yabancı bir şehirde, bir evin kapısını çalarak şu ricada bulunur :
-Pek susadım, buralarda su bulamadım, lütfen bana bir bardak su verir
misiniz? Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten
sonra :
-İstersen ayran getireyim, der. Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az
sonra, çocuk bir çanak ayran getirir. Adam ayranı içtikten sonra çocuk :
-İstersen daha getireyim, der.
-Zahmet olur yavrum.
-Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik!
Bunun üzerine, adam iğrenerek, elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp
parçalayınca, çocuk feryadı koparır :
-Anne, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı! |
|
TATLANMAMIŞ
Akıl hastanesinin bahçesinde geziyorlardı. Durdu, havuza eğilip ağzına biraz su
aldı, doğrulup püskürttü. Yanındaki arkadaşı sordu:
- Ne oldu?
- Sabah iki şeker attım, su hala tatlanmamış.
- Elbet tatsız olacak. Karıştırdın mı ki?
|
|
İPTAL
Sekreterine:
"Hafta sonundaki tüm randevularım iptal edildi mi kızım?" dedi.
- Ettim, beyefendi. En çok da Leman Hanım üzüldü. Cumartesi günü onunla
evlenecektiniz ya..
|
|
LAZER YAZICI
Komutan
emir erini çağırmış
- Bana çabuk bir
lazer yazıcı bul getir.
- Emredersin
komutanım.
Bir saat sonra
emir eri yanında başka bir er ile gelmiş.
-Lazer yazıcıyı
getirdim komutanım.
-Hani nerde lan?
-Komutanım bu
arkadaş laz bir erdir ve bizim bölükte yazıcıdır!
-Ulan iyiki ploter
istememişiz be!
|
|
TUTUKLAYIN
- Komiser bey, beni tutuklayın. Karıma beş el ateş ettim.
- Öldü mü?
- Hayır, hiçbiri isabet etmedi.
- Öyleyse neden tutuklanmayı istiyorsun?
- Karım beni arıyor da...
|